49 No’lu Tebliğ bir teknik düzenleme değil, mesleki yetki devri sorunudur.
30.12.2025 tarihinde yayımlanan 49 No’lu Tebliğ ile, fiilen ve hukuken Mali Müşavirler tarafından yürütülen beyanname gönderme sürecine ciddi bir müdahalede bulunulmuştur. Bu müdahale, mesleki görev tanımlarını belirsizleştiren, yetki–sorumluluk dengesini bozan ve sahadaki asli uygulayıcıyı geri plana iten bir sonuç doğurmaktadır.
Bu yönüyle söz konusu Tebliğ, yalnızca teknik bir mevzuat değişikliği olarak ele alınamaz. Yapılan düzenleme; mesleki emeği görmezden gelen, meslek mensuplarını karar süreçlerinin dışına iten bir anlayışın ürünüdür. Vergi güvenliği gerekçesiyle sunulan bu yaklaşım, uygulamada vergi güvenliğini güçlendirmek yerine, sorumluluğun dağıldığı ve hesap verilebilirliğin zayıfladığı bir yapı yaratmaktadır.
Bu durum mesleki görev tanımlarını bulanıklaştırmakta, sorumluluk–yetki dengesini bozmakta ve vergi güvenliği gerekçesiyle sahadaki asıl uygulayıcıyı devre dışı bırakmaktadır.
Altını çizerek söylüyoruz: Vergi güvenliği, mesleki yetkilerin budanması ile değil, sorumluluğun beyannameyi fiilen hazırlayan ve mükellefle doğrudan muhatap olan meslek mensubunda olmasıyla sağlanır.
Odamızın bu konudaki görüşü açık ve nettir:
Tam tasdik kapsamında olan firmalar dahil, tüm vergi mükelleflerinin beyannameleri Mali Müşavirler tarafından gönderilmelidir.
Beyanname gönderiminde mali müşavir imzası zorunlu olmalıdır.
Yeminli Mali Müşavirlerin rolü, mevzuatın öngördüğü şekilde tasdik ve denetim fonksiyonuyla sınırlı kalmalıdır.
Beyanı yapan ile tasdik edenin ayrılığı, adil, şeffaf ve güvenli bir vergi sisteminin vazgeçilmez koşuludur.
Aksi halde ortaya çıkacak tablo açıktır; beyanı yapmayanın sorumluluk aldığı,
sorumluluğu taşımayanın yetki kullandığı çarpık
bir sistem inşa edilmiş olur.
Bu sistem; ne mesleki bağımsızlığa, ne mükellef haklarına ne de kamusal vergi güvenliğine hizmet eder.,
49 No’lu Tebliğ, bu haliyle mesleğin birikimini, emeğini ve kamusal rolünü göz ardı etmektedir. Bu nedenle Tebliğ’in yeniden değerlendirilmesi; meslek örgütünün görüşü dikkate alınarak, kamusal yararı esas alan bir anlayışla düzenlenmesi zorunludur.
Odamız, mesleğin yetkilerinin daraltılmasına, emeğin değersizleştirilmesine ve sorumluluğun parçalanmasına karşı durmaya devam edecek; mesleğin emeğini, birikimini savunmak için itirazını örgütlü ve kararlı bir mücadeleyle kamuoyu önünde sürdürmeye devam edecektir.